3 Ağustos 2017 Perşembe

Neden Kansersiniz?...

Merhaba…

Uzun zamandır aklımda olan Dr. Taner Akman’nın bir yazısını paylaşmak istiyorum sizlerle. Vakit ayırıp bence okuyun derim. Gerçekten çok güzel yazılmış çünkü.


Neden Kansersiniz?

“Hayatında hep şeker oldu. Çayı, kahveyi şekersiz içmedin. Kahvaltıya reçelsiz ve krem çikolatasız oturmadın. Beyaz pirinç ve ekmeğin şeker olduğunu unuttun. İçinde yüksek oranda fruktoz bulunan meyveleri kiloyla yedin. İçinde glukoz ve aspartam olan ürünler tükettin. Kolanın ve gazlı içeceklerin şeker ve zehir karışımı olduğunu bile bile içtin. Önce insülin direncin başladı sonra şeker hastası oldun, 150 kilo oldun ama durmadın.

Palm yağı, ayçiçek yağı, mısır özü yağı, margarin ve trans yağ içeren ürünleri kullandın. Tereyağı ve zeytinyağı tüketmedin ki organlarından biri iflas edene kadar bunları yedin.

Paketlenmiş hazır sıvı ve katı tüm ürünlerdeki koruyucu kimyasalların seni kanser edeceğini önemsemedin. Salçanı, makarnanı, turşunu hatta, limonu sıkıp limon suyunu bile kendin yapmadın. Hazır almak kolayına geldi. Pazardan nohutunu, fasülyeni bile almadın, bunları konserve satın almak yemek basitti.

İnsanlar 4000 yıldır misvak vb. doğal malzemelerle diş fırçalarken sen gittin 35 açılı sentetik diş fırçasını ağzına soktun. O da yetmedi; bildiğimiz çamaşır deterjanının şeker ve naneyle karıştırılmış şekli olan diş macunu ile hayat boyu diş fırçaladın ve bunun bir kısmını yuttuğunu göz ardı ettin. Bal ve karbonatın dişlerini tartarlardan bile temizlediğini bilmedin ve dişleri de o macunlarla çürüttün.

Çamaşır deterjanının ve yumuşatıcının vücut ısısı ile deri tarafından emildiğini ve deri kanserinin en büyük nedeni olduğunu umursamadın. Çamaşırlarını boraks ve karbonat karışımı ile yıkayıp yumuşatıcı gözüne elma sirkesi koyarak muhteşem bir temizlik elde edeceğini umursamadın.

Bulaşık makinesine deterjan ve parlatıcı koyduğunda, o deterjanı ve parlatıcıyı yediğini fark etmedin. Deterjan yerine karbonat, parlatıcı yerine sirke koyarak hem sağlıklı hem de tertemiz bulaşıkların olacağını önemsemedin.

Evde basitçe kostik ve zeytin yağını karıştırıp kalıplara dökmek ve kendi doğal sabununu yapmak dururken, gidip içerisinde bin tane kimyasal zehir olan o sabunlarla her sabah yüzünü bedenini yıkadın. Her gün bu daha da iyi diye pazarlanan o şampuan zehirleriyle saçını yıkadın.

Evini arap sabunu gibi doğal yağlarla üretilmiş bir sabun yerine, temiz olsun diye çamaşır suyuyla sildin. O su buharlaştıkça soludun ve akciğer kanseri oldun. 

Karıncaları, böcekleri, sinekleri; limon karbonat fesleğen acı biber vb doğal yollarla evinden uzak tutmadın. Bastın böcek zehrini, o ağır kimyasalları temizlesen bile gitmez bunu unuttun. Soludun ve eşyaların üzerinden ellerinle ağzına soktun. (O kadar kandırıldın ki, böcek zehrine neden böcek ilacı dendiğini bile sormadın.)

Yaşamını mahveden büyük şehirde egzoz gazı solumaya ve araba kullanmaya devam ettin.
Resmen radyoaktif olan cep telefonunu kulağına 2 saat yapıştırdın. Radyoaktif olan wi-fi (kablosuz ağ) vericisini evin içine soktun, radyoaktif olan alıcı bilgisayarı da kucağından indirmedin. Yatarken cep telefonunu hep başucunda tuttun ama uçak moduna almayı aķıl etmedin.

Hem çocuğunun odasına hem de kendi yatak odana gece lambası koydun ve geceleri açık tuttun. Bağışıklık sisteminin gelişmesini ve kanserden korunmayı sağlayan melatonin hormonunun gece uyurken zifiri karanlıkta üretildiğini hiç duymadın ya da duydun ama boşverdin.

Doğal beslenmeyen hayvanları, sebzeleri, meyveleri ve tahılları yedin ve adına da “doğal beslenme” dedin.

Üzerinde “organik” yazan her gıdayı gerçekten organik sandın bunlara normalden fazla para bile ödedin ama bir gıdanın gerçekten organik sayılabilmesi için gerekli standartlar nelerdir ve aldığın organik(!) ürün gerçekten de organik midir hiç merak edip araştırmadın incelemedin.

Yiyeceklerini cam ve toprak kaplarda saklamak ve pişirmek yerine çelik ve bilmediğin kaplamalarla kaplı kaplarda pişirdin yedin. En önemlisi de mutfağının her yerine plastik, teflon ve alüminyum soktun ve çizildikçe onları da yediğini unuttun.

Denize lağım ve fabrika atıkları boşaltırken o denizden çıkan balığı yedin, midyeleri yedin.
Fast food’un her aşamasının zehir ve ölümcül olduğu bas bas bağırılırken sen tepsi kadar pizzaları götürüyordun, üç katlı hamburgerleri yuvarlıyordun.

Evine naylon torba, naylon kıyafet, sentetik ayakkabılar terlikler soktun. Kıyafetlerinde sadece pamuk, bambu lifi, keten tercih etmedin.

Sobayı attın ve evine klimayı ve elektrikli ısıtıcıyı soktun.

Toprağa dokunmuyor ve stresten gülümsemeyi unutuyorsun. Sonuç; sokaktaki her on kişiden üçü kanser. Sen de ya bu üç kişiden birisin ya da tüm bu saydıklarımı ısrarla yapmaya devam edersen, bir süre sonra dördüncüsü de sen olacaksın… 

Hadi seni geçtik de kardeşim, peki ya çocuğunun suçu ne?” 



.............Evet maalesef bunların çoğunu hepimiz yapıyor ve yaşıyoruz ama o kadar doğru ve yerinde yazılmış ki! Gerçekten çok beğendim ve paylaşmak istedim. Sağlık her şeyden önemli değil mi!

Görüşmek üzere…


26 yorum:

  1. Bence fazla üzülmeyin derim çünkü: Bilim sürekli değişiyor, örneğin bu tür yayınlarda misvak sürekli örnek veriliyor ve benim için güvenilirliği ortadan kaldırıyor. Elbette katıldığım çok şey var ama katılamadığım da çok şeyler var. :)
    Hele günümüzde yavaş yavaş kanser ve benzeri tedavisi ve ne şekilde oluştukları bilinmeyen rahatsızlıkların genetik bilimiyle yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlaması bu tür saçmalıkları da yavaş yavaş çürütmeye başladı. Daha bu günlerde açıklanan bir araştırmayla genetik düzenlemeyle gelecekteki bebeklerin olası ölümcül ve ani olarak oluşacak ölümcül atakların önüne geçme çalışması yeni bir çığır açtı bile daha ilk günden. Kısaca görünen o ki: Ölümsüzlük artık gündemde, kim ne derse desin. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız gerçekten. Bende sizin gibi aynı şeyi belirttim hepsini tabiki de yapamıyoruz ama işte :) katılıyorum size de kesinlikle teşekkür ederim yorum için :)

      Sil
  2. Doğal ürünlere dönmekte fayda var.Stres oranını azaltmak da önemli.Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen katılıyorumm ☺️☺️ Ben teşekkür ederim asıl ☺️💕

      Sil
  3. Ay hemen hemen hepsini yapmışım ben :) senin yasantina özeniyorum ama çıkmıyor benden o kadarı :) bu arada cok güzeldi yazin canm 💕

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ☺️☺️☺️☺️☺️ teşekkür ederimm💕💕💕

      Sil
  4. İcim karardı 😁 bir cogunu yapmıyorum ama artık kanser kaçınılmaz bi hastalık. 😒

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk okuduğumda benimde içim karardı cidden ☺️☺️Maalesef iyice yaygınlaştı artık..

      Sil
  5. Maalesef bunların çoğunu yapıyormuşum.Doğal olana yönelmek de fayda var.Stresten uzak durmakta da.Umarım dördüncüsü olmayız.Güzel bir yazı.Paylaşım için teşekkürler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asil ben tesekkur ederim ☺️☺️💕

      Sil
  6. Tatlı kızım. Ablasını hep ziyaret eder. Ben konu da ilgimi çekti hemen koştum. Üstte yazılanları yapmalarına rağmen kanser olanlar da var ama eğer yatkınlık ve genetikse çabuklaştıracak çok not da var yukarıda. Ben giysilerde pamuklu olandan başka giyemem mesela. Bilmekte yarar olan bir paylaşımdı. Çok teşekkürler yavrum. Sevgiler sana :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayy Ece ablacim nasil mutlu oldum ☺️ Cook tesekkur ederim sana da kocaman sevgilerrr 💕💕💕😘😘😘😘

      Sil
  7. Blog hayatina başlamadan önce Sağlık alanında Hürriyet yazarı Osman MUFTUOGLU okurdum..

    Sade anlatiminiz sayesinde saglik ile ilgili bir yaziyi daha takipe aldım..

    Bu arada Kanser bence moral ile de alakali olduğunu düşünüyorum.. Kafana cok takmican hayati.

    Tedavisi de mümkün bence.. Çok kurtulan okdumda gördüm de..

    Paylasim icin teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne guzel yazmissiniz sizde ☺️ Ben tesekkur ederim size ☺️☺️☺️

      Sil
  8. Okurken,içim acıdı.Çoğunu gerçekten de yapmıyoruz.Keşke yapabilsek.
    Dördücülerden olmamak dileğiyle,bilgi için yine de çok teşekkürler,sevgiler. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben tesekkur ederimmm ☺️☺️☺️ Kocaman sevgiler 💕

      Sil
  9. Bu yazı içimizi karartıp hepten hasta etmesin bizi:) Maalesef çoğunu yapıyoruz:( Kıyafet konusunda dikkat etmeye çalışıyorum illa bakarım içeriğine,bazen %100 bulsam da az da olsa polyester karışıyor.Kendimde rahat edemem o yüzden hem sağlıklı olsun hem güzel olsun bulmak kolay olmuyor.Bu arada balık yemicez mi?zaten çok da tüketemiyorum ama böyle okuyunca da ne yapmalıyız bilemedim:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklisin cidden ☺️ Ben yemiyorum balik hemde yillardir 😬🙈🙈

      Sil
  10. Bende gecenlerde bir belgesel izledim instagramda takip ettigim bir bayanin onerisiydi.Hatta siradaki yazi konumu bu filmin uzerine yazmayi dusunuyorum.Sutun bile insan sagligi uzerinde asiri olumsuzz etkilerini duyunca sok gecirdim.Inanilmaz guzel bir yazi olmus kaleminize saglik💕

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cook tesekkur ediyorumm ☺️☺️☺️💕

      Sil
  11. Bu makaleyi geçenlerde bir yerde okumuştum şimdi tekrar üstünden geçmiş oldum yine.Hayatımız kimyasallar tarafından ele geçirilmiş durumda,gittikçe doğal olan herşeyden uzaklaşıyoruz,acı ama gerçek :(

    YanıtlaSil
  12. Modern hayat bize bunları getirdi. Gerçekten bunların hepsini yapıyor musun? Yani sabunun evde yapıyor musun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arada atladigim seyler oluyordur tabiki ama gercekten asiri dikkat ediyorum. Sabun ise, her markada olan sabunu degil icerigi temiz olani tercih ediyorum. Hatta yeni yazimda onu paylasayim sizle ☺️☺️💕

      Sil
  13. Yapılmayacak şeyler değil kesinlikle, hepsi olmaz şehir hayatından ve internetten telefondan uzaklaşamayız belki ama temizlik malzemeleri olsun kendi üzerimizde kullandıklarımız yediklerimiz soluduklarımız olsun bunları kontrol etmek bizim elimizde :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen oyle katiliyorum sizee ☺️☺️☺️☺️

      Sil